Leyla Gencer vefatının 14’üncü senesinde anılıyor

14’üncü senesinde anılıyor

Leyla Gencer, Safranbolu’nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı Alexandra Angela Minakovska’nın evladı olarak, 10 Ekim 1928’de Polonezköy’de dünyaya geldi. Fransız bakıcısından Fransızca öğrenerek, Fransız klasiklerini okumaya süregelen sanatçı, çocukluğunda edebiyat, tiyatro, müzik, sanat ve kültürün her alanında geniş bilgiler edindi.

Babasını genç yaşta kaybeden leyla Gencer, 18 yaşlarındayken İbrahim Gencer ile evliliğe ilk adımını attı. Evlendikten sonrasında da eğitimine devam eden sanatçı, kariyeri süresince eşi tarafınca desteklendi. Notre Dame de Sion’un peşinden gittiği İstanbul İtalyan Lisesi’nden mezun olan Gencer, bir süre Beyazıt Kütüphanesi’nde çalıştı.

Leyla Gencer, İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi almış olduğu sırada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak’ın talebesi oldu. Konservatuvardaki ilk gününde La Scala’da sahneye çıkmayı kafasına koyan Gencer, 1946 – 1949’da İstanbul Kent Korosunda solo sanatçısı olarak yer aldı.

Ankara Devlet Konservatuvarına şan eğitimi vermek suretiyle çağrı edilen meşhur İtalyan sanatçı Arangi Lombardi’yi ziyaret ederek sesini dinleten Gencer, performansıyla sanatçıyı etkiledi. Lombardi, Gencer’in konservatuvarı bırakarak, kendisiyle Ankara’ya gelmesini isteyince, sanatçı İstanbul Konservatuvarındaki eğitimini yarıda bıraktı. Sanatçı Ankara’da, İtalyan tenor Apollo Granforte, Adolfo Camozzo, Di Ferdinando, George Reinwald ve Domenico Trizzio’nun da talebesi oldu.

Usta sanatçı, 1949’da, operanın bağlı bulunmuş olduğu Devlet Tiyatrosu imtihanlarına girdi. Imtihanı kazanan Gencer, operanın solist kadrosunda yer olmadığından koro ekibine alındı. Kariyerine 1950’de Ankara Devlet Tiyatrosu’nda Cavalleria Rusticana eserindeki “Santuzza” rolüyle adım atan sanatçı, İtalya’da da ilk kez bu rolle izleyici karşısına çıktı.

Birçok resmi devlet resepsiyonunda sahne alan Gencer, 1953’te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü’nde verilen konserde, Henry Purcell’a ilişik “Didone” aryasını söylemiş oldu.

Leyla Gencer, Fransız Parlamento Başkanı ve Dışişleri Bakanı için ise Faust operasının “Mücevherler” aryasını seslendirdi. Türkiye ile İtalya içinde 1953’te meydana gelen kültür antlaşması kapsamında, Roma’da bir resital vermek suretiyle görevlendirilen Gencer’in yaşamı ve kariyeri, büyük başarı elde etmiş olduğu konserin peşinden değişik bir yön kazanmıştır. Konserdeki performansı dolayısıyla RAI Stüdyoları Genel Müdürü ve Müzik Yönetmeni Mairo Labroca, Gencer’i sesini dinletmesi için Napoli’deki San Carlo Operası’na gönderdi.

Leyla Gencer, San Carlo Operası ile 1954’te Napoli’de meydana gelen yaz festivalinde tekrardan “Santuzza” rolünü oynadı. “Yevgeni Onegin” ve “Madam Butterfly”da başrol alan Gencer, “Madam Butterfly” operası için yıl içinde 23 kez sahne aldı.

“Napolili Türk” olarak anılmaya süregelen usta sanatçı, “La Traviata”daki “Violetta” rolünü, Avrupa’nın çeşitli kentlerindeki operalarda canlandırdı, internasyonal festivallere katıldı ve piyano eşliğinde resitaller verdi.

Leyla Gencer, 1956’da, San Francisco’da rahatsızlanan Renata Tebaldi’nin yerine 1956’da “San Francesca de Rimini” operasında sahne aldı. San Francisco Operası ile 1957’de “La Traviata” eserinde “Violeta”yı seslendiren sanatçı, “Lucia di 74 Lammermoor” adlı eserde ise Maria Callas’ın yerine “Lucia” rolünü üstlendi.

Konservatuvara girmiş olduğu ilk günden itibaren hayalini kurduğu, operanın merkezi sayılan Milano’daki La Scala’da 26 Ocak 1957’de sahneye çıkan sanatçı, Francis Poulenc’in “Les Dialogues de Carmelites” operasındaki başarısıyla primadonnalığa terfi etti. Gencer, Milano’da La Scala’da Verdi, Bellini, Donizetti, Mozart, Monteverdi, Tchaikovsky ve Puccini’nin de aralarında bulunmuş olduğu meşhur bestecilerin eserlerini başarıyla yorumladı.

Londra Royal Albert Hall ve New York Carnagie Hall’de orkestra eşliğinde oldukça sayıda konser veren sanatçı ek olarak Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Rio de Janerio, Bilbao ve Chicago’da sahne aldı.

Leyla Gencer, son kez 1985’te Venedik Fenice Tiyatrosu’nda opera seslendirdi, 1994’te Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası’nı aldı. Kariyeri süresince 23 bestecinin 72 eserini repertuvarına alan sanatçı, konserlerini 1992’ye kadar sürdürdü. Sonraki yıllarda genç sanatçılar yetiştiren Gencer, Ankara ve İstanbul’da opera seminerleri verdi.

Leyla Gencer, Türkiye’de opera sanatının tanınması ve gelişmesi için birçok çalışmaya imza attı, araştırmacı yönüyle Türk ve dünya operasına mühim katkılarda bulunmuş oldu. Süreci itibariyle unutulmuş birçok opera eserini, tozlu arşivleri tarayarak gün yüzüne çıkaran sanatçı, yorumladığı eserleri tekrardan opera hayatına kazandırdı.

“Devlet Sanatçısı” unvanını 1988’de alan Leyla Gencer, 2007’de İtalya’da Caruso Ödülü’ne layık görüldü. Sanatçı adına ilki 1995’te düzenlenen “Leyla Gencer Internasyonal Şan Yarışması” ile opera hayatına yeni kabiliyetler kazandırılması amaçlanıyor. Ek olarak 2004’te Türkiye’de Leyla Gencer adına gümüş hatıra parası basıldı.

Birçok ülkeden ve kurumdan sayısız ödülle nişan alan Gencer’e, pek oldukça ülke vatandaşlık teklifinde bulunmuş oldu. Tekliflerin tamamını geri çeviren sanatçı, ‘Ben, Anadolu çocuğuyum.’ diyerek, yaşamı süresince Türk vatandaşlığını onurla taşıdı.

Hakkında, Zeynep Oral’ın değindiği “Tutkunun Romanı: Leyla Gencer” kitabının yanı sıra birçok yazı ve araştırma kaleme alınan Gencer, kalp ve solunum yetmezliği sebebiyle 10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde hayata veda etti.




Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.