‘Yorgun Savaşçı’nın çalışanları TRT’den birer ev istedi

Türk sinemasında geçtiğimiz yıla kadar 8.357 film çekildi.
Ne var ki o filmlerin hepsini izleme şansımız yok.
Zamanın yeterli gelmeyeceğinden değil.
Elbette bütün o filmleri izlemek için yeterli zaman bulunamaz.
Bütün filmleri izlemek, yaklaşık 600 gün (1.6 yıl) sürer.

Bütün şartlar uygun olsa da Türk sinemasının bütün filmlerini izlemek yine de mümkün değil.
Çünkü birçok film kayıp.
Kayıtlarda adları, künyeleri ve konuları var ama tek bir kopyaları bile yok.

YAPIMCILARI SAHİP ÇIKAMADI
Kayıp olmasının nedenlerinden biri; yapımcılarının yeterli özeni göstermemesinden dolayı kopyalarının onarılamayacak kadar hasar görmüş olması. Bazılarının kopyalarının ise zaman içinde kaybolması.

BAZI FİLMLER YANGINA KURBAN GİTTİ
İkinci neden; 1959’daki Sütlüce – Aynalıkavak, ahırdan dönme film deposundaki büyük yangın.
Bu yangında bazı filmlerin tek kopyaları yanarak yok oldu.

SIKIYÖNETİM DÖNEMİNDE BİRÇOK FİLM YAKILDI
Üçüncü neden ise 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra ‘Sakıncalı’ olduğu gerekçesiyle 937 filmin yasaklanarak toplatılması. Toplatılan filmler arasında kopyaları yakılanlar olduğu biliniyor.

EN AĞIR YARAYI YILMAZ GÜNEY FİLMLERİ ALDI
Filmleri en fazla kaybolan kişi Yılmaz Güney…
Yılmaz Güney’in hem filmleri ‘Sakıncalı’ idi hem de 26 Ekim 1982’de vatandaşlıktan çıkarıldığı için kendisi.

1. Ordu Sıkıyönetim Komutanlığı’nın 15 Nisan 1983 gün ve 67 sayılı bildirisiyle, Türk vatandaşlığından çıkarılmış olan kişilere ait her türlü yazılı eser, resim, kartpostal, plak, video ve ses bantlarının Türkiye’ye sokulması ve dağıtılması yasaklandı. Bakanlar Kurulu’nun 18 Mayıs 1983 tarihli kararıyla, yasaklı kapsamında olanlara ait materyallerin teslim edilmesi işlemi başlatıldı.
Bu aşamada Yılmaz Güney’in 110 filmi toplattırıldı.

Aradan geçen yıllar içinde çok azı bulunduysa bile çoğunun kopyaları yitip gitti.
Yıllar önce röportaj yaptığım Fatoş Güney, Yılmaz Güney’in bazı filmlerini sıkıyönetim zamanında zor şartlar altında yurt dışına çıkardıklarını ama çoğunu toplatılmaktan kurtaramadıklarını söylemişti.
Fatoş Güney, Yılmaz Güney’in kayıp film sayısını 104 olarak açıklamıştı.
Rakamlardan anlaşılan o ki Yılmaz Güney’in toplatılan 110 filminden sadece 6’sının kopyası bulunabilmiş.

Yılmaz Güney’in kayıp filmleri toplatılmamış olsaydı, Fatoş Güney onların gösterim haklarını TV’lere satar, maddi imkânsızlıklardan dolayı bir türlü çekemediği ‘Yılmaz Güney’ filmini çoktan beyazperdeye yansıtırdı.

Bir oyuncunun kariyerinde 104 film olması, Türk sinemasının üretim patlamasının yaşandığı dönemlerde (1960 – 1975) bile astronomik bir rakamdı.
Günümüzde ise olsa olsa sadece ütopik olabilir.

YAKILAN İLK YAPIM
Tam olarak ne kadar olduğu bilinmeyen miktarda film, sıkıyönetim zamanında yakılsa da alevlere atılan ilk yapım bir TV dizisiydi.
‘Yorgun Savaşçı’…

Dönemin askeriyesi tarafından malzeme desteğiyle TRT tarafından çekilen 1979 yapımı ‘Yorgun Savaşçı’nın kopyaları, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin lideri Kenan Evren’in 1983’te cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden sonra dönemin başbakanı Bülent Ulusu’ya verdiği talimatla yakıldı.

Kemal Tahir’in aynı adlı eserinden Halit Refiğ tarafından 8 bölüm halinde TV dizisine uyarlanan ‘Yorgun Savaşçı’da başrolleri Can Gürzap, Yıldırım Gencer, Erkan Yücel, Haluk Kurtoğlu, Serpil Akıllıoğlu, Meral Orhonsay, Selçuk Özer, Zihni Küçümen, Erol Amaç, Nuri Ergün, Mete Sezer, Haldun Dormen, Yücel Erten, Nisa Serezli ve Nurinisa Yıldırım paylaştı.

Halit Refiğ ( 1934 - 2009)

Halit Refiğ ( 1934 – 2009)

AYASOFYA ÇEKİMLERDE CAMİ OLARAK KULLANILDI
‘Yorgun Savaşı’nın yakılmaya kadar giden acı kaderi şöyleydi; Halit Refiğ, 1978’de kendisine ‘Yorgun Savaşçı’yı ısmarlayan TRT’ye dizinin ancak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin maddi ve manevi desteğiyle çekilebileceğini söyledi.

TRT de Türk Silahlı Kuvvetleri de Halit Refiğ’in bu isteğini kabul etti. Bir yıla yakın süren hazırlık döneminden sonra çekimler Ekim 1979’da başladı.
Halit Refiğ’in bir isteği daha vardı; çekimleri olayların geçtiği gerçek mekânlarda çekmek.

Çekilecek sahnelerden biri de Ayasofya’daki cuma namazı sahnesiydi.
O dönemde müze olan Ayasofya’da cuma namazı sahnesinin çekilmesi farklı yorumlara neden olabileceği için Halit Refiğ’e çekimi başka bir camide yapması önerildi. Ne var ki Refiğ, bunu kabul etmedi.
Çekimler, doğabilecek tüm tartışmalar göze alınarak Ayasofya’da gerçekleştirildi.

DİZİ ÇALIŞANLARI İSYAN ETTİ
Hikâyenin geçtiği 1920’lerde kullanılan askeri mühimmatlar da dönemin askeri yetkililerinin talimatıyla müzelerden çıkarılarak çekimlerde kullanılması üzerine Halit Refiğ’e teslim edildi.

Çekimlerin başlamasından bir süre sonra ‘Yorgun Savaşçı’da çalışanlar, Halit Refiğ’in ifadesiyle isyan ederek TRT ile toplu sözleşme yapmak istedi. İsteklerden biri de her çalışana bir ev alınmasıydı.
Bu isteğin yerine getirilmesi mümkün olmayacağı için Halit Refiğ, ‘Yorgun Savaşçı’yı o güne kadar yapılan 3 bölümlük İstanbul çekimleriyle tamamlamak istedi.

Halit Refiğ için ‘Yorgun Savaşçı’ tamamlanmıştı ama 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra TRT çekimlere devam edilmesini ve geri kalan 5 bölümün tamamlanmasını istedi.
Ne var ki ‘Yorgun Savaşçı’da çalışanların bazıları çeşitli nedenlerle İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Halit Refiğ, bunun üzerine yeni bir ekip kurarak ‘Yorgun Savaşçı’yı 1981’de tamamladı.

DİZİSİNİN YAKILDIĞINDAN HABERİ YOKTU
Halit Refiğ, ‘Yorgun Savaşçı’yı TRT’ye teslim ettikten sonra Kültür Bakanlığı tarafından bakanlığın temsilcisi olarak Kuveyt’e gönderildi. Refiğ, görevini tamamlayıp Türkiye’ye döndüğü gün Sami Şekeroğlu’ndan bir telefon aldı; “Halit Bey, geçmiş olsun. ‘Yorgun Savaşçı’ yakıldı.”
Türk sinema tarihinde daha önce eşi benzeri görülmemiş bir olayın yönettiği ve senaryosunu yazdığı bir yapımın başına gelmesi Halit Refiğ’i oldukça şaşırttı ve üzdü.

Şaşkınlığının nedeni elbette TRT ısmarlaması olan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin maddi ve manevi destek verdiği bir yapımın askeri cunta tarafından sakıncalı bulunmasıydı. Üzüntüsünün nedeni ise ‘Yorgun Savaşçı’ uğruna birçok projeyi iptal etmesi, bunun sonucunda da 1978 – 1982 arasındaki 4 yılının heba olmasıydı.

Döneminin 40 milyon lirasına (Cumhuriyet altını hesabıyla günümüzün yaklaşık 168 milyon lira) mâl olan ‘Yorgun Savaşçı’nın ayrı ayrı olan görüntü ve ses negatifleri, Genelkurmay Başkanlığı matbaasındaki fırınlarda komisyon üyelerinin denetimi altında yakılmıştı.
Müziklerini Kemal Sünder ile Gürer Aykal’ın yaptığı ‘Yorgun Savaşçı’nın yakılma gerekçesi, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı karşıtı bir yapım olması, Çerkes Ethem’in kahraman olarak gösterilmesi, askerlere kötü lakaplar takılması olarak gösterildi.

TEK BİR KOPYASI SAKLANDI
Dizinin yapımcısı Ömer Serim, yakılma olayını şöyle anlatmıştı; “Bu filmi askerlerin gözetimi ve yardımı altında çektik. Fakat darbe olunca Kenan Evren ve arkadaşlarının yaptığı ilk işlerden biri filmin yakılmasına karar vermek oldu. Bir yıl geçtikten sonra filmin yakıldığı ortaya çıktı. Yakılmasını da o sırada TRT Genel Müdürü olan Macit Akman üstlendi ve ‘Ben yaktırdım’ dedi. Ortalık çok karıştı. Bu film yakıldıktan 2 yıl sonra filmin bir komisyon tarafından yakıldığı anlaşıldı. Filmin Genelkurmay Başkanlığı matbaasına götürüldüğü, oradaki fırınlarda komisyon üyelerinin denetimi altında kül edildiği öğrenildi. Filmin aslı, müzik ve dublaj bantları yakıldı. Sadece bir negatif kopyası saklandı. O da negatif olduğu için asla bastırılamaz.”

‘AYIP OLDUĞUNU SÖYLEDİM AMA İŞE YARAMADI’
‘Yorgun Savaşçı’yı yakan komisyonda bulunan Turgut Özakman da konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştı; “Bu işe devlet memuru olarak görevlendirildim. Ne yazık ki kuruldan önce filmin yakılma kararı verilmişti. Bunun çok ayıp olduğunu, yapılamayacağını söylesem de bir işe yaramadı. O komisyonda imzamın olması büyük bir talihsizlik. Yakılmasına gereksiz korku ve kaygıdan ortalığı telaşa veren adamlar tarafından karar verilmişti. Filmin tamamının yok edilmemesi için iki kişi emek verdi. Bunlardan biri bendim. Diğeri de komisyonda bulunmayan Kerim Aydın Erdem’di. Bizim yoğun çabamızla filmin bir nüshasını korumayı başardık. Zaten Kerim Aydın Erdem daha sonra TRT genel müdürü oldu ve kasasından bu film çıktı. Eksiksiz olarak da yayınlandı. Ben kendimi bununla akladım.”

Kerim Aydın Erdem (1934 - 2004)

Kerim Aydın Erdem (1934 – 2004)

SAKLANAN KOPYASI 10 YIL SONRA ORTAYA ÇIKARILDI
Uzun yıllar boyunca ‘Yorgun Savaşı’nın tek bir kopyasının bile bulunmadığı sanılıyordu.
Ta ki 1993’te özel TV kanalı HBB’nin ‘Yorgun Savaşçı’yı yeniden dizi olarak çekmeye karar verdiği güne kadar.
Dönemin kültür bakanı İstemihan Talay, saklanan kopyanın olduğu yerden çıkarılarak ‘Yorgun Savaşçı’nın TRT’de yayınlanmasını istedi. Tek kopya zaten o dönem TRT genel müdürlüğü görevindeki Kerim Aydın Erdem’deydi. Erdem, yıllarca kasasında sakladığı kopyaları çıkararak diziyi 10 Şubat 1993’te TRT’de yayınladı.

İkinci ‘Yorgun Savaşçı’ da çekilip HBB’de yayınlandı.
Tunca Yönder’in yönettiği dizinin senaryosunu Halit Refiğ ile Can Gürzap yazdı.
Başrolleri ise Can Gürzap, Lale Mansur, Haluk Kurtoğlu, Bekir Sami, Erhan Abir, Savaş Yurttaş, Ejder Akışık, Mehmet Gürhan ve Ayşegül Aldinç paylaştı.
Can Gürzap, ‘Yüzbaşı Cehennem Cemil’i, Haluk Kurtoğlu ise ‘Albay Bekir Sami’yi ikinci kez canlandırdı.




Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.